Yaralıgöz Dağı, Devrekâni ilçesinde, Bozkurt yolu üzerinde yer almaktadır. 2019 m. yüksekliğinde olan bu dağ, Kastamonu’da Ilgaz Dağı’ndan sonra yüksekliği en fazla olan ikinci dağdır. Yaralıgöz dağında mesire ve piknik alanı yer almaktadır. Dağda dağ yürüyüşleri, trekking ve kros yapılabilmektedir. Yaralıgöz Dağı, neredeyse Amasra sırtlarına kadar ulaşan koskoca bir silsile olan Küre Dağları’nın başlangıcı (en doğu ucu) kabul edilmektedir.
Efsanesi
1. Yaralıgöz Dağı adını, çok yüksek olmasından dolayı esen sert rüzgârlar anlamında “yel” ve yine çok yüksek olmasından dolayı her yerin ve her şeyin görülebileceği anlamında “göz” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuş yeni sözcük “yelligöz” den almış ve zaman içerisinde değişerek Yaralıgöz’e dönüşmüştür.
2. Bu dağın üzerinde bulunan yerleşim yerinde vakti zamanında âmâ ya da gözleri yaralı birinin yaşadığına ve isminin de oradan geldiğine inanılır.
3. Yaralıgöz Dağının kuzeydoğu zirvesinin arkası yani doğu yamaçlarındaki bir şekil insan kafatasına benzemektedir. Şeklin detaylarına bakıldığında ise burnu, kaşları, gözleri ve diğer detayları ile tam bir kafa olduğu görülmektedir. Ötesinde, şeklin sağ yani dışa bakan kısmı kafanın geneline göre simetrik ve oranlı burun ve gözler şeklinde görülürken; dağ kısmında kalan kısım ise asimetrik, diğer yüze göre daha aşağı düşmüş kaş çizgisi ile “yaralı bir yüzü” dahası bu asimetrik kısımda göz kısmının tahribatından dolayı “yaralı bir gözü” oluşturduğu söylenmektedir.
4. Yaralıgöz Dağına ilişkin şu an için bilinen en eski tarihsel yazılı kaynak ise Saltukname’dir. Tarihsel olayların bir kronoloji olmaksızın ve kurgularla sunulduğu Saltukname 1480’ler de Cem Sultan’ın emriyle bir araya getirilmiş halk söylencelerinin kitaplaştırılmış halidir. Saltukname, temelinde Anadolu’nun ve Rumeli’nin Türkleşmesi hikâyesini Selçuklular Döneminden Beylikler Dönemlerine kadar zamansal sıralamaları düzenli olmadan verir. Bu eserde Kastamonu Bölgesi’nin de Türkler eline geçmesi, yoğun çaba ve çatışmaları destansı bir havada verilir. Bölge, Saltukname’de “Kühistan” olarak geçer. Kühistan “Dağlık Bölge” anlamındadır. Kastamonu kenti ise “Cebeliye” olarak kullanılır ve “Cebel” kelime kökü de “Dağ” anlamına gelir. Bunun dışında Saltukname’de, şahıs isimlerinden türetilmiş olarak gösterilen Ilgaz, Yaralıgöz gibi yer adları ile Hasan Abdal (Abdal Hasan) ve Bostan Dede gibi bugün de isimleri bölgede yaşayan kahramanlara yer verir.
Saltukname’ye göre Kastamonu kısmen Sarı Saltuk’un bölgedeki faaliyetleri ve hemen sonrasında da Atabey Gazi tarafından ele geçirilir. Ama kısa süre sonra Bizans İmparatoru’nun yakını olan Moni isimli bir kadın deniz yoluyla gelip Kastamonu’yu ele geçirir. Ancak kentte yerleşik olan Müslümanlarla iyi geçinir ve onlara bir şey yapmazken, Sarı Saltuk’un Rumeli’ye gitmesi üzerine davranışlarını değiştirir. Halka zulüm başlar ve çevre kentlere de saldırılar olur. Bunun üzerine şikâyette bulunan halkın sözlerine kulak veren Selçuklu Sultanı şehrin geri alınması için 30 Bin asker ile Atabey Gazi’yi ve kendi kumandanlarından “Yer Alagöz”ü bölgeye gönderir.
İlk savaş Tosya civarında olur ve Bizans ordusu geri çekilir ve ovalık bir alanda ki burasının da Devrekâni olabileceği düşünülür, burada konuşlanır. Burada yapılan ikinci savaşta Moni üstün gelir ve Kumandan Yer Alagöz’ü esir alır. Ordugâha götürülen Yer Alagöz, tam Moni tarafından öldürüleceği sırada Bizans Ordusundan bir general, öldürülmemesini ve esir olarak daha çok işe yarayacağını söyleyerek, o yöredeki yüksek bir dağın (Yaralıgöz) üzerinde bir keşişin yaşadığı, çok sarp bir kayalıkta olan ve tırmanmak gibi kaçmanın da çok zor olduğu bir mağaraya kapatılmasını ister. Bu metinde bu dağ için “Küh-i Bülend” ifadesi kullanılır ki yine Farsça “Yüksek Dağ” anlamına gelir.
Belirli bir zaman sonra Sarı Saltuk Rumeli’nden geri döner ve Yer Alagöz’ün esir alındığını öğrenince hemen harekete geçer. Sarı Saltuk yanına aldığı yedi asker ile Yaralıgöz Dağı’nın en yüksek noktasına çıkar, burada bir “Hacet Namazı” kılar ve ardından bu noktaya “güller” diktikten sonra Yer Alagöz’ün tutulduğu mağarayı bulur ve Türk Kumandanı kurtarır. Sarı Saltuk daha sonra bu dağı kumandan mülk olarak verir ve o tarihten itibaren de dağ “Yer Alagöz” bugüne de “Yaralıgöz” olarak biline gelir.