Anadolu Selçuklu Devleti’nin parçalanmasından sonra kurulan beyliklerden biri olan Candaroğulları Beyliği döneminde 1366 yılında inşa edilen Mahmutbey Cami, Anadolu’daki ahşap tavanlı ve ahşap destekli camiler arasında seçkin bir yere sahiptir. Caminin ahşap çatısı bindirme tekniğinde yapılmıştır ve hiç metal çivi ve herhangi bir aksam kullanılmamasıyla Türkiye’deki ender örneklerden biridir. Caminin göz alıcı ve en önemli öğelerinden biri de Ankaralı Nakkaş Mahmut oğlu Abdullah tarafından yapılan kapısıdır. Türkiye’de çok az örneği bulunan bu kapının orijinali güvenlik nedeniyle Kastamonu Etnografya Müzesi Liva Paşa Konağı’nda bulunurken, orijinali yerine, yerel bir ahşap oymacılık ustası tarafından yapılan benzeri yerleştirilmiştir. Cami içindeki tüm ahşap yüzeyler kökboyasıyla kalem işi süslenmiş ve tüm bu süslemeler hala orijinal haliyle durmaktadır. UNESCO tarafından 15 Nisan 2014 yılında yapılan değerlendirme sonucunda Mahmutbey Camii Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmeye hak kazanmıştır.
Efsanesi
Kasaba Köyü Mahmutbey Cami, içerisindeki mükemmel ahşap işçiliği ile tanınır. Yapıldığı yıllarda kullanılan kalem işçiliği, caminin UNESCO Dünya Miras Listesi için aday olmasına vesile olmuştur. Mahmutbey Cami, ibadete hiç kapatılmamıştır, ancak bir ısıtma ve aydınlatma sisteminin olmaması sebebiyle yangın ihtimaline karşı yalnızca Cuma namazı kılınmaktadır. Cami yapımında hiçbir çivinin kullanılmasının sebebinin, cami ustasına “hiç çivi kullanma ki, paslanıp kendiyle birlikte tavanını çökertmesin” denmesi olduğu bilinir. Cami içerisinde 4 köşede deve-kuşu yumurtası camide örümceklenme olmasını engellemek amacıyla gizlenmiştir. Aynı zamanda inşası sırasında nem dengesini korusun diye caminin temeline saman balyaları konulduğu tabanına ise deve derisi serildiği söylenir. Yapılan restorasyondan sonra nem dengesinin korunamamasından dolayı ağaçlarda mantarlanma olmasına rağmen hiçbir şekilde kurtlanma görülmemiştir. Hâlbuki caminin yapımında kullanılan sarıçam ağacı çabuk kurtlanan bir yapıya sahiptir. Her ne kadar ağaçların korunmasının boya ile alakalı olduğu iddia edilse de boya olmayan bazı yerlerde de kurtlanmanın olmayışının nedeninin ağaçların kesimiyle alakalı olduğu bilinir. Aktarılana göre, bununla ilgili divan şairi Feride Hanım: “Çarık yapacaksan yapacaksın kömüş kafası deriden, eser bırakacaksan ağacı kesip hazırlayacaksın zemheriden” demiştir. Şöyle ki, kışın en soğuk günleri olan zemheri de dolunayda kesilen bir ağaç kendisini kurutmamak için içerisindeki öz suyunu toprağa geri gönderirmiş. Özsuyu olmayan ağaca da kurt işlemezmiş. Bu nedenle, ağaç kesiminin, havanın en soğuk olduğu gün, ayazın en yüksek olduğu dönemde dolunayda yapılması gerekirmiş. Mahmut Bey Camii, 4 adet ahşap sütun üzerine bindirilmiştir. Caminin sütunlarının yakındaki bir tepeden geyiklerle taşındığı söylenir.